ARAPÇA HABERLER
Kavramlar sözlüğü
REKLAM

Reklamlarınız yayınlanır. İlk 6 ay ücretsiz...

muftununsitesi@hotmail.com

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.36725.3887
Euro6.07136.0956
Saat
Üyelik Girişi
NEYİ ARIYORSAN O’SUN SEN! -Hz MEVLANA

NEYİ ARIYORSAN O’SUN SEN! 

 

Bu yıl yine (2015) Aralık ayında Konya’da Mevlânâ’yı anma törenlerinin yapılacağı günler yaklaşıyor…  Gönüller Sultanı’nın vefatının  “542. Vuslat Yıldönümü Uluslar Arası Mevlânâ Anma Törenleri” (Şeb-i Arus / Sevgiliye Kavuşma) adı altında 17 Aralık’ta gerçekleştirilecek… Hem Konya’da hem de İstanbul’da törenler yapılacak…  

 

Dünyayı kasıp kavuran terörün, savaşların, acıların, açgözlülüğün, gözyaşının, problemlerin, kıskançlıkların, karanlıkların, kin ve hasedin, ancak yüreği ve gönlü sevgiyle dolu Mevlânâlar, Yunuslar vb. gönül insanlarının ilkelerine sarılmakla dinebileceğine ve ancak onların saçtığı aydınlıkla yolların ışıyabileceğine inananlardanım… 

 

Pek çok sanat, kültür ve bilim adamı da aynı kanaati, aynı inancı taşıyor. 

 

Birkaç örnek verelim: 

 

“Mevlânâ’nın eserlerini dünya milletleri kendi dillerine çevirip okusalar, dünyada kötülük, harp, kin ve nefret adına bir şey kalmaz.” (Irene MELİKOF) 

 

“Ben ne Doğuluyum ne Batılı… Ben güneşim, güneş ne Doğuludur ne Batılı… diyen Hz. Mevlânâ, ihtiyâr Şarkın en büyük şairidir.” (A. Hamdi TANPINAR) 

 

“Mevlânâ, yedi yüz yıl evvel dünyayı büyük bir kargaşadan kurtarmıştır… Günümüzde Avrupa’yı kurtaracak tek şey de onun eserleridir, fikirleridir. Bundan sonra hayatımı Mevlânâ’nın eserlerini tetkik etmekle geçireceğim; çünkü onlarda çağımızın hastalıkları için ruhânî ilaç ve teselli bulmak mümkündür.” (İngiliz Şarkiyatçı Prof. Dr. Arthur J. Arberry) 

 

Ana Başlıklarıyla Hayatı 

 

Türk-İslâm dünyasının en ünlü şair, mütefekkir ve mutasavvıflarından biri olarak kabul edilen Hz. Mevlânâ Horasan’ın Belh şehrinde dünyaya geldi. Annesi Mü’mine Hatun, babası; Bahâeddîn Veled’dir. Babasının lakabı, “Âlimlerin Sultanı” anlamında, “Sultanu’l-Ulemâ”dır.  

 

Mevlânâ, kelime olarak “Efendimiz” anlamına gelir. Bu isim onu yüceltmek maksadıyla kendisine verilen bir unvandır. Onun; “Sultan”, “HüdâvendigârCelaleddini-i Rûmî” gibi unvanları da vardır. Asıl adı, Muhammed b. Muhammed b. Hüseyin el-Belhî’dir. 

 

O, ilk eğitimini babasından aldı. Belh şehrinden Moğol istilası sebebiyle veya incindiği için göç kararı alan babası, ailesi ve talebeleri ile birlikte Bağdat, Şam, Hicaz, Sivas, Malatya gibi şehirleri ziyaret edip Karaman’da konakladı ve burada uzun süre kaldı.   

 

Karaman’da, 18 yaşında iken Gevher Hatun’la evlenen Mevlânâ’nın Alaaddin Çelebi ve Sultan Veled isimli çocukları dünyaya geldi. Babası, bu şehirde müderris olarak halkı irşad ediyor, Mevlânâ da babasından ders alıyor, ilmini sürekli geliştiriyordu.  

 

Karaman’dan sonra Konya’ya göç edildi ve ölünceye kadar bu kentte ikamet ettiler. Babasının vefatından sonra onun makamına geçti, vaazlarıyla şöhreti bütün Anadolu’ya yayıldı. Mevlânâ kırk yaşlarında iken, Konya’ya gelen Şems-i Tebrizi ile karşılaştı ve ondan etkilenerek, “ahlâkta derinleşme” ve “ruhen yükselme” diye tanımlanabilecek olan tasavvufun engin okyanusunda yepyeni bir sürece yöneldi. Onun Şems’le karşılaşmasının son derece ilginç menkıbelerinden biri şöyledir:  

 

Mevlânâ, kendi talebeleri ile bir evde ders yaparken, Şems, onların bulunduğu eve geldi, selam verip oturdu. Bir müddet sonra kitapları işaret ederek, Mevlânâ’ya, “Bunlar nedir?” diye sordu. O da; “Sen bunları bilmezsin!” diye cevap verdi.  

 

Kısa bir süre sonra kitapların arasından bir alev, bir ateş belirdi.  Mevlânâ telaşlanarak, “Bu ne haldir, ne oluyor?” diye sorunca, Şems; “Sen de bunu bilmezsin!” diyerek çıkıp gitti.  

 

Şems, burada bir keramet göstermiş, farklı kişiliğinin ipuçlarını ortaya koymuştu. Mevlânâ derhal ardından koştu. Böylece Mevlânâ ile Şems arasında uzun yıllar sürecek olan dostluk, sohbet, fikir alışverişi ve birliktelik başlamış oldu. Şems ile dini konularda yaptığı istişareler ve görüşmeler, onun talebelerine ve halka verdiği vaazlarını aksatmasına yol açtı. Bunun üzerine halk nezdinde Şems’e karşı bir tepki oluştu. Bu tepki ve dedikodular nedeniyle “Şems-i Perende/uçan şeyh”  Konya’yı terk etti.  

 

Mevlânâ bu dönemde ilahi aşk ile semâ etmeye ve en verimli kitaplarını yazmaya başladı. 

 

Eserleri - Fikirleri 

 

Tüm zamanların en ünlü şair ve düşünürü olarak kabul edilen Mevlânâ’nın insanlığa yol gösteren değerli eserlerinin en önemlileri şunlardır: 

 

1- Divan-ı Kebir: Gazel ve rubailerinden meydana gelmiştir. Divan-ı Kebir’in beyit adedi 40.000’i geçmektedir.   

 

2- Fîhî Mâfîh:  Bu eser Mevlânâ’nın sözleri ve konuşmalarının talebeleri tarafından not edilmesi ile meydana gelmiştir.  

 

3- Mecâlis-i Seb’â: Mevlânâ’nın 7 vaazını ihtiva eden bir eserdir. Onun vaaz ve sohbetlerine devam eden sevenlerince tutulan notlardan oluşmuştur.    

 

4- Mektûbât: Mevlânâ’nın nasihatlerini içeren mektuplarından oluşan bir eserdir. 147 mektuptan ibarettir.       

 

5- Mesnevî : Mevlânâ’nın en ünlü eseri olup 6 cilt, 25618 beyitten ibarettir. İngilizce, Almanca ve Fransızca başta olmak üzere pek çok yabancı dile tercümeleri yapılmıştır. 

 

Mesnevi, ağırlıklı olarak hayatın ve insanın anlamı üzerine söylenmiş güzel sözler ve birçok ibretli hikâyeden ibarettir.  

 

Mevlânâ 17 Aralık 1273 tarihinde Hakk’ın rahmetine kavuştuğunda, ardından ağlanmamasını istediği için öldüğü güne, “Şeb-i Arus” (düğün gecesi/sevgiliye kavuşma gecesi) denmiş ve ölüm yıldönümleri bu adla anıla gelmiştir.  

 

Sevgi insanı Mevlânâ’nın cenaze törenine her dinden, her milliyetten binlerce insan iştirak etmiş ve onun tabutu ardından gözyaşı dökerek yürümüştür. O, vefatından sonra da fikirleri, şiirleri, eserleri ve giderek artan etki ve şöhreti ile insanların gönlünde yaşamayı sürdürmüştür.  

“İnsan sevgisi” ve “ilahi aşk”, onun en fazla üzerinde durduğu konuların başında yer alır. Kimseyi hor görmeyen ve herkesi kucaklayan Mevlânâ, insan sevgisinden Allah sevgisine geçişi mümkün gören ve 72 millete aynı gözle bakan bir Hak âşığıdır.  

 

“Müşrik de olsa insanları küçümsemeyin. Bakarsın o kimse Müslüman olarak vefat edebilir” diyen Mevlânâ’nın tasavvufi görüşlerinin temelinde Kur’ân ve Sünnet vardır. 

 

“Canım tenimde oldukça Kur’ân’ın kölesiyim ben. Seçilmiş Muhammed’in yolunun toprağıyım…”  

 

“Pergel gibiyim; Bir ayağımla dinin ilkeleri üstünde sağlamca durduğum halde, öbür ayağımla yetmiş iki milleti dolaşıyorum” sözleri, onun insanlığı kucaklayan öğretisinin merkezinde, Kur’ân, Sünnet ve insan sevgisinin yer aldığını göstermektedir. 

 

Mevlânâ, merhameti ve engin hoşgörüsü nedeniyle farklı dinlere mensup insanlarca da sevilmiş, takdir edilmiş, kendi deyimiyle çığlığı dünyaya yayılmış; bu özelliklerinden dolayı  2006 yılı UNESCO’nun aldığı bir kararla Mevlânâ Yılı ilan edilmiştir. 

 

Hz. Mevlânâ, eserleri en çok okunan, kitapları en fazla farklı dillere tercüme edilen, fikirleri ve ilkeleri ile yaşadığı çağdan günümüze kadar pek çok insanı ve toplumları etkileyen ve bu nedenle nice insanın hidayetine vesile olan evrensel bir dehadır. 

 

Hikmetli Sözlerinden Seçmeler  

 

“Gel,  gel de birbirimizin kadrini, kıymetini bilelim. Çünkü belli olmaz, birbirimizden ansızın ayrılabiliriz. Mademki Peygamber Efendimiz, ‘Mümin müminin aynasıdır’ diye buyurdu, ne diye aynadan yüz çeviriyoruz? Garazlar, kinler dostluğu karartır, gönlü yaralar. Ne diye garazları gönlümüzden atamıyoruz? 

 

Gel, aramıza gir. Biz, Hak âşıklarıyız, gel aramıza katıl da sana aşk bahçesinin kapısını açalım. Gölge gibi evimizde otur, Biz Hak güneşinin komşularıyız. Biz, can gibi göze görünmüyoruz, âşıkların aşkı gibi, izimiz, nişanımız da yok.   

 

Fakat eserlerimiz, sende, senin önünde, çünkü biz can gibi hem gizliyiz, hem de apaçık ortadayız. Sen her neden bahsediyorsan, onlardan da yücelere, daha ötelere bak, biz ötelerin de ötesindeyiz. Sen, su gibisin, fakat çukurda kalmışsın, mahpussun. Kendine bir yol aç da bize katıl, çünkü biz, Hakk’a doğru akan bir seliz.” 

 

 “Topraktan çıkan güller solar gider; gönülde biten güller ise, güzeldir ve hep yaşar.” 

 

“Belayı def etmenin çaresi, ‘sitem etmek’ değildir. Buna çare ihsandır, aftır, keremdir.” 

 

“Hak davetinden uzak olan, sultan bile olsa gözü açtır.” 

 

“İnsanı sevmek, Allah’ı sevmektir.”      

 

“Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır.” 

 

“Can konağını aramadaysan cansın; bir lokma ekmek arıyorsan, ekmeksin. 

Şu nükteyi biliyorsan işi biliyorsun demektir: NEYİ ARIYORSAN O’SUN SEN!” 

 

 eMİN ARIK

 

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
1458 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
2017 İlçe Müftüsü ATAMALARI
Hava Durumu
Anlık
Yarın
18° 16° 12°